Eyvah eyvah irem ile 12 saat
- Şubat 27th, 2010
- Write comment
Aslında herşey BKM’nin gönderdiği davetiye ile başladı. Dün akşam 21.00′de BKM’de Eyvah Eyvah filminin blogger gösterimine davetliydim. Bu davete katılmak benim için çok büyük önem taşıyordu çünkü BKM salonunda bir sinema filmi izlemeyi her zaman çok istemiştim… Onun dışında bu filmi çok merak ediyordum. Bana davetiye gelince İrem’e de söyledim (her zamanki gibi!:) ) ona da davetiye gelmiş Friendfeed’den. Herşey çok iyi ve güzel bir şekilde ilerliyordu. Ve dün akşam! Saat 18 gibi kaçta buluşalım da kaç gibi gidelim diye konuşurken 19.50de taxim burger’ın önünde buluşup bambi de ufak birşey yedik ve sonra Beşiktaşa indik ( o sırada benim eski çalıştığım yere de bir uğradık) BKM’ye geldiğimizde davetiyelerin 2şer kişilik olduğunu öğrendiğimizde ikimiz de aynı anda “e bilseydik 2 kişiyi daha çağırırdık!” moduna girdik. Neyse tanıdıklarla selamlaşma faslından sonra salona girdik. Film daha başlar başlamaz gülme krizine soktu, ilk yarısı muhteşem olan filmin yarısında arkadaşlarla muhabbet ettik ve 2.yarı başladı! Filmin 2. yarısı belki de ilk yarısından çok çok daha komikti. Sonuç olarak resmen filmden çıktığımızda çene kaslarımız ağrıyordu gülmekten! Benim için Türk sinema tarihinin gelmiş geçmiş en komik filmlerinden birisidir bu film.. Zaten hem Ata Demirer hem de Demet Akbağ oynadıkları rollerde daha film başlamadan herkes tarafından 2si de kendilerinin oynayabiliceği en iyi rolü oynuyor dedirtmişlerdi ama bu kadar muhteşem bir film olmasını beklemiyordum! Kesinlikle bir kez daha gidicem! (Gel bin! Nereye? Bana! Allah belanı versin be ya!) Read more
Süper bir cuma gecesinden sonra, cumartesi günü öğlen kalkıp Beşiktaştali ofise doğru yola çıktım.. (bi bakarmısınız organizasyonuna katılamadığım için üzgünüm) Saat daha 14-15 olmasına rağmen semt tıklım tıklımdı.. Ofisteki işlerimi hallettikten sonra BKM’nin karşı sokağındaki Demlik Cafe’ye gittim ve tribünden arkadaşlarla oturup muhabbet etmeye başladık. O sırada biz hadi 2 bira kapıp Şairler Parkına gidip içelim diye düşünürke,n adadan arkadaşım Ari elinde 1 şişe viski ile gelince bir anda vazgeçtik ve viskilerimizi yudumlamya başladık. (not: normalde maçlardan önce iç içmem ama dün maçın çok stressli geçeceğini düşünüyordum ondan içip rahatlamak istemiştim) Viskilerimizi yudumlarken, aynı zamanda da yavaş yavaş maç havasına girip Fener’e giydirmeli bestelerimizi bağırıyorduk.. O sırada ceza alan arkadaşlarımızdan biri olan Sarı Emrah kendi kendine “Orda bir maç var uzakta görmesekde gidemesek de..” diye mırıldanmaya başlayınca ben gğlmekten yerlere yattım.. =) O arada 1-2 arkadaşın bilet sıkıntısı vardı sağı solu arayıp, sorup soruşturup onları hallettik. Sonra biz Murat abi ile stada doğru yol aldık.. Staddan içeri girerken sorun olmasın diye bir paket Vivident Delete’i ağzıma boşalttım resmen.
Son günlerde bana yöneltilen bir soru bu “Beşiktaş’ta Neler Oluyor ?” tamam anlıyorum Beşiktaş ile alakalı bana soru sorulmasını, ama ben kongre üyesi bile değilim.. İşin tribünsel kısmını anlatırım o ayrı.. Ki bu yazıda da kendi bakış açımdan bunu anlatıcam.