Archive for the ‘Sinema’ Category

Eyvah eyvah irem ile 12 saat

eyvah-eyvahAslında herşey BKM’nin gönderdiği davetiye ile başladı. Dün akşam 21.00′de BKM’de Eyvah Eyvah filminin blogger gösterimine davetliydim. Bu davete katılmak benim için çok büyük önem taşıyordu çünkü BKM salonunda bir sinema filmi izlemeyi her zaman çok istemiştim… Onun dışında bu filmi çok merak ediyordum. Bana davetiye gelince İrem’e de söyledim (her zamanki gibi!:) ) ona da davetiye gelmiş Friendfeed’den. Herşey çok iyi ve güzel bir şekilde ilerliyordu. Ve dün akşam! Saat 18 gibi kaçta buluşalım da kaç gibi gidelim diye konuşurken 19.50de taxim burger’ın önünde buluşup bambi de ufak birşey yedik ve sonra Beşiktaşa indik ( o sırada benim eski çalıştığım yere de bir uğradık) BKM’ye geldiğimizde davetiyelerin 2şer kişilik olduğunu öğrendiğimizde ikimiz de aynı anda “e bilseydik 2 kişiyi daha çağırırdık!” moduna girdik. Neyse tanıdıklarla selamlaşma faslından sonra salona girdik. Film daha başlar başlamaz gülme krizine soktu, ilk yarısı muhteşem olan filmin yarısında arkadaşlarla muhabbet ettik ve 2.yarı başladı! Filmin 2. yarısı belki de ilk yarısından çok çok daha komikti. Sonuç olarak resmen filmden çıktığımızda çene kaslarımız ağrıyordu gülmekten! Benim için Türk sinema tarihinin gelmiş geçmiş en komik filmlerinden birisidir bu film.. Zaten hem Ata Demirer hem de Demet Akbağ oynadıkları rollerde  daha film başlamadan herkes tarafından 2si de kendilerinin oynayabiliceği en iyi rolü oynuyor dedirtmişlerdi ama bu kadar muhteşem bir film olmasını beklemiyordum! Kesinlikle bir kez daha gidicem! (Gel bin! Nereye? Bana! Allah belanı versin be ya!) Read more

[İzledim] Avatar

avatarPerşembe günü http://sinema.ekolay.net in davetlisi olarak Avatar filminin öngösterimine gittim. Filme gitmeden önce film ile alakalı hiç bilgim yoktu sadece IMAX teknolojisinde seyredeceğimizi ve cidden iyi bir 3D deneyimi yaşayacağımızı biliyordum.. Onun sışında konusu falan dahi okumamıştım, insanların da deli gibi bu filme neden gitmek istediğine anlam veremiyordum ama daha filmin ilk dakikalarından insanların delirme sebebini anladım.. Öncelikle söylemem gereken birşey var ki Pandora adlı uydu (çoğu yazıda gezegen diye geçiyor ama kendisi bir uydu) bir gaz devinin yörüngesinde olan bir yerdir ve mükemmel güzellikte bir yer.. Filmi seyrederken zaten Pandoranın güzelliğine hayran kalmama şansınız yok. Ve film burada klasikleşen insan gittiği yerine içine eder mantığı ile başlıyor.. Kendilerine saldırılmadıkça gayet barışçıl olan Navi halkına sırf para kazanmak uğruna saldırırlar ve oradaki madenleri sömürmek isterler.. Bunu isteyen birlikteki askeri kesimken birliğina sıl orada bulunma amacı olan bilim adamları ise o saldırıya kesinlikle karşı çıkmaktadır.. Felçli bir deniz piyadesi olan Jake Sully (Sam Worthington) de hem askeri kanada yardım ederken hem de bilim adamlarına yardım etmektedir..

Read more

[Süper] Yedi Kocalı Hürmüz!

Yedi-Kocali-Hurmuz

Yedi Kocalı Hürmüz diince aklıma ilk başta lisede arkadaşların tiyatroda oynadıkları hali geliyor.. Tabi müzikali falan da süperdi ama ben o tiyatro da çok eğlenmiştim. Sinemada filmi olacağını duyunca cidden sevinmiştim, sevinmem oyuncu kadrosunu duyduktan sonra ciddi bir heyecana dönmüştü.. Zira ; Nurgül Yeşilçay, Gülse Birsel, Haluk Bilginer, Erkan Can, Mehmet Ali Alabora, Sarp Apak, Cengiz Küçükayvaz, Öner Erkan, Cem Karakaya, Ezel Akay, Pınar Çağlar Gençtürk, Betül Arım, Nihal Menzil, Görkem Ece Ercan, Dilek Yorulmaz, Selen Görgüzel, Çetin Sarı Kartal ve Müjdat Gezen, Halit Akçatepe, Erol Günaydın, Zihni Göktay gibi bir çoğunu çok iyi tanıdığımız insanlar oynuyorlardı.. Read more

Kanalizasyon Filmi Ve Galası

kanal-i-zasyonÖncelikle gecikmeden dolayı özür diliyorum. Aslında Kanalizasyon filmini bu yazıdan çok önce, hatt vizyona girmeden önce galada izleme şansına sahip olmuş birisiyim. BloggerV‘nin davetlisi olarak Kanalizasyon filminin galasına gittim, Friendfeed’den ve blog camiasından arkadaşlarla beraber izledik filmi. İstinye Parktaki galayı aslında bloggerlara özel ön gösterim sanıyordum ve ona göre gitmiştim. Yani kıyafet olarak çok rahat giyinmiştim (hatta eşofman giyinmeyi düşünüyordum ama allahtan kot falan giyinip gittim). Onun dışında salondaki insanların bir çoğunu tanıyacağımı sanıyordum, ama işin öyle olmadığını kapıdaki davetiye listesinin uzunluğundan ve aşağıya inen yürüyen merdivendeyken anladım. Aşağıya inerken gördüğüm manzara beni biraz tedirgin etti, zira aşağısı onlarca kamera, hepsi şık elbiseli bayanlar, takım elbiseli şık erkekler ile doluydu. Sadece ben ve benim gibi blogger olan arkadaşlarım ortama renk katan farklı renklerde, farklı kıyafetlerle gelmiştik. Belki de organizatörler de işin bloglarda yayılması dışnda bunu da düşünerek bizleri çağırmışlardır bilmiyorum.. Etrafımdaki çoğu arkadaşımın da galanın gala değil de ön gösterim olduğunu sanması ise cidden ilginç bir ayrıntıydı.. Yine de etrafta o kadar şık ve ünlü olmasına rağmen ortam bence gayet rahattı, sadece kameraların olduğu bölümlerde insanlar kendilerini biraz kasıyorlardır. Ki nedenini de anlamadım misal, Ahmet Çakar roportaj yaparken arkasından geçen X bir kişi kendini neden kasar ki.. Ortam ile alakalı anlatmak istediğim bir başka nokta da yiyicek ve içicek servisi. Read more

Gamer (Oyuncu)

gamer-afis

Vizyona daha bugün giren Gamer (Oyuncu) filmine, fıragmanlarından dolayı çok merak ettiğim için daha ilk gününden Yunus ile birlikte gittik. Ve film ile alakalı söyleyebiliceğim ilk şey özellikle ilk yarısında aksiyona doyuyorsunuz.. Başrolünde Gerard Butler’ın oynadığı film, aslında savunma sanayisi için Ken Castle tarafından yazılan ama kabul edilmeyen bir programın, 1 sene sonra Society adlı sanal gerçeklik oyununu yaratması sonucu olanları anlatıyor. Ken bu oyun sayesinde bir gecede Bill Gates’in bile servetini geçerek dünyanın en zengin bireyi ünvanını alıyor. Society oyunu insanların beyinlerinde nano teknoloji ile üretilen bir hücrenin beyne enjekte edilmesi ile başlıyor. Beynine enjekte edildikten sonra kişiler başka insanların kumandası altına giriyor. Kısaca gerçek bir kişi başka bir kişi tarafından uzaktan bilgisayar tarafından yönetiliyor belirli saatlerde.. Bu hizmet için bir taraft para öderken diğer taraf ta para kazanıyor. Filmin asıl can alıcı kısmı Ken’in bu oyunu geliştirip idam mahkumlarını gerçek bir savaş oyununda oynatması ile başlıyor (bunun için referandum yapılmış ve halk büyük çoğunluk ile kabul etmiş). İdam cezasına çarptırılmış kişiler eğer ki 30 bölümü geçerlerse serbest bırakılıyor, ve evet bu kişiler de başka insanlar tarafından yine kontrol ediliyor. Read more

Return top