kanal-i-zasyonÖncelikle gecikmeden dolayı özür diliyorum. Aslında Kanalizasyon filmini bu yazıdan çok önce, hatt vizyona girmeden önce galada izleme şansına sahip olmuş birisiyim. BloggerV‘nin davetlisi olarak Kanalizasyon filminin galasına gittim, Friendfeed’den ve blog camiasından arkadaşlarla beraber izledik filmi. İstinye Parktaki galayı aslında bloggerlara özel ön gösterim sanıyordum ve ona göre gitmiştim. Yani kıyafet olarak çok rahat giyinmiştim (hatta eşofman giyinmeyi düşünüyordum ama allahtan kot falan giyinip gittim). Onun dışında salondaki insanların bir çoğunu tanıyacağımı sanıyordum, ama işin öyle olmadığını kapıdaki davetiye listesinin uzunluğundan ve aşağıya inen yürüyen merdivendeyken anladım. Aşağıya inerken gördüğüm manzara beni biraz tedirgin etti, zira aşağısı onlarca kamera, hepsi şık elbiseli bayanlar, takım elbiseli şık erkekler ile doluydu. Sadece ben ve benim gibi blogger olan arkadaşlarım ortama renk katan farklı renklerde, farklı kıyafetlerle gelmiştik. Belki de organizatörler de işin bloglarda yayılması dışnda bunu da düşünerek bizleri çağırmışlardır bilmiyorum.. Etrafımdaki çoğu arkadaşımın da galanın gala değil de ön gösterim olduğunu sanması ise cidden ilginç bir ayrıntıydı.. Yine de etrafta o kadar şık ve ünlü olmasına rağmen ortam bence gayet rahattı, sadece kameraların olduğu bölümlerde insanlar kendilerini biraz kasıyorlardır. Ki nedenini de anlamadım misal, Ahmet Çakar roportaj yaparken arkasından geçen X bir kişi kendini neden kasar ki.. Ortam ile alakalı anlatmak istediğim bir başka nokta da yiyicek ve içicek servisi.Öncelikle söylemem gerekir ki ikram edilen şarap çok dandikti ve geceye hiç yakışmıyordu.. Yiyecekler ise fena değildi, ama onları dağıtan kızların durumu cidden beni rahasız etti. Hepsi birbirinden güzel, manken gibi kızlar, güleryüzlüler ama belli ki yaptıkları işi hiç istemeden 3 kuruş için yapıyorlardı. Farkındayım Türkiye’de ve Dünyada çok fazla insan istemediği işleri yapmak zorunda kalıyor para kazanmak uğruna ve bu gerçeği bilmeme rağmen o kızların durumunu garipsemem biraz saçma. Yine de insan rahatsız oluyor, garipsiyor.. Muhtemelen okul harçlığı için çalışıyorlardır, ya da oyuncu olmak isteyen ve bu hayalle ajanslara kaydolup, bu işleri de yapmaları da gerektiği söylendiği için yapıyorlardı bilmiyorum. Herneyse bu farklı bir konu buna girersem çıkamam ve konu iyicene sapar o yüzden filme geçiyim..

Filmin başlayacağına dair anons geldikten sonra salonlara girmeye başladık. Bu sırada tanıdıklar ile aynı salonda olalım derken istemeden de olsa 3 farklı salona dağıldık. Çünkü 80 kişilik boş salon bulamadık. O yüzden 3 salonda 3erli 5erli yan yana oturabildik. Film başlarken çoğumuzda fragmanlardan kalma bir düşünce ile filmin çok komik ve çok güzel olucağına, çok güleceğimize dair düşünceler hakımdi. Ama film bence yeteri kadar iyi değildi. Tamam çok fazla ünlü var anlatılmaya çalışılan bir konu var (ki onu gayet iyi anlıyorsunuz.. o konuda çok başarılı bir film olmuş, mesaj yerine ulaşıyor) ama özellikle Okan Bayülgen’in performansı bence çok kötüydü.. Filmin içindeki o küçük programcıklar gayet iyi bir saçmalık ile kurgulanmış ve başarılıydı, bazı bölümlerde cidden kahkaha attığımız da olmadı değil ama beklediğim ölçüde değildi film.. Okan Bayülgenden çok daha iyi bir oyunculuk performansı bekliyordum açıkcası.. Yan karakterlerin bir çoğu çok iyiydi ama Okan’ın oynadığı karakter çok abartılıydı.. Sıkıyordu insanı. Ki filmden çok uzun zaman geçtikten sonraki düşüncelerim bunlar.. Yani biraz yontulmuş düşünceler. Filmden çıktığımda cidden çok olumsuz konuşuyordum ve acaba hiç yazmasam mı diye düşünüyordum.. (belki de bu sebepten geç yazmam daha iyi oldu). Yine de anlatmak istediği şeyi anlattığı için filme olumlu yaklaşıyorum. Gerçi bu filmin max 6ay – 1 sene sonra Kanal D’den yayınlanacağı gerçeğini değiştirmiyor..