Özlemim aşkına..
- Ekim 12th, 2009
- Posted in kişisel
- Write comment
Çok uzun zaman oldu kendimle alakalı birşeyler yazmayalı.. Ciddi anlamda yazmıyorum yazamıyorum. Sebebini bilmiyorum ama benim gibi yazarak rahatlayan biri için bu oldukça kötü bir durum. Bu ara içimde bir kıpırtı var sebebini çözemiyordum ama geçen gün fark ettim ne olduğunu. Birkaç ay önce çok sevdiğim ve ciddi anlamda aşık olduğum kişiden ayrılmıştım kişisel sebepler yüzünden. Bunun üstüne bile yazamamıştım kendimi garip hissediyordum, mutlu ama üzgündüm yaptığım şeyin doğru olduğunu düşünüyordum ama içimde birşeyler vardı ve bu beni üzüyordu. Geçenlerde bir şekilde buluştuk ve ciddi anlamda yine ikimizde de bir ısınma olmuştu. Ki bu derece seven ve kavgasız ayrılan bir çiftte sanırım bu çok doğaldı.. Özlemiştim, tekrardan sarılmayı, gözlerinin içine bakarak konuşmayı, muhabbet etmeyi, sarılmayı ve çok daha fazlasını herşeyi.. Ama hayat öyle veya böyle insana görmesi gerekeni gösteriyor.. Özlediğim şeyin aslında bir kişi olmadığını o aşkı yaşamayı özlediğimi fark ettim. Öyle kendimi aşk adamıyım falan gibi bir sıfata sokacak birisi değilim, ama aşkı ve aşık olmayı seven biriyim. Bu da benim son 1 aydır yaşadığım hisleri en iyi anlatan şey sanırım, aşkı tekrar görünce içimdeki hislerin ortaya çıkması ve onları dışa yansıtmam. Pürüzsüz ve tertemiz bir aşkı yaşamak ciddi anlamda çok hoşuma gidiyor, hatta platonik bir şekilde aşık olma durumu çok daha fazla hoşuma gidiyor. Bir süre sonra o deliler gibi aşık olduğum kızın benim hiç hoşuma gitmeyen kötü yönlerini/kişisel özelliklerini görmüyorum en azından.. Zaten öyle olmasa 15 yaşımdayken aşık olduğum kıza, 4 sene boyunca aşkım devam etmezdi heralde.. Ondan da bir süre sonra soğurdum. Sanırım tekrardan aşık olmaz istiyorum hatta platonik olmak istiyorum.. Kendi içimdeki o gelgitleri yaşamak, dünyanın belkide en saçma şarkısındaki 1 cümle yüzünden uzaklara gitmek istiyorum.. Aşıkken hayat daha güzel. Platonikken çok daha güzel!
Tabi bunu derken de aşkı karşılıklı yaşamanın kötü olduğunu falan savunmuyorum.. Tam tersi başlıkta da dediğim gibi karşındaki kişinin sana olan aşkı bile süper bir duygu, bir de sen ona aşıksan çok daha güzel. Tabi bulabilirsen gerçekten aşık olan ve aşık olduğun birini.. Ama işte bunun da yukarda bahsettiğim gibi bir kötü yanı var! Aşık olduğun kişinin kendi dünyasındaki yaşama biçimi, düşünce yapısı, karakteri gibi özelliklerinin aslında senin o aşık olduğun kişinin, o kişi olmadığını gösteriyor.. Ne kdar iyi tanırsan tanı bir insan ile birlikte olmayınca tamamen tanıyamıyorsun (hatta bazen birlikteyken bile tanıyamıyorsun aylarca..) ve o aşık olduğun kız aslında senin hiç sevmediğin yapıda biri çıkıyor. İşte bu çok acı veriyor onun için platonik aşk çok daha fazla hoşuma gidiyor.. Hayalimdeki düşüncelerimdeki kız hep aynı kız olarak kalıyor.. Aylar sonra soğumaya başlayacağım hatta nefret etmeye, yüzünü bile görmek istemeyecek dereceye geleceğim birine dönüşmüyor..
Bu yazı da, kişisel yazılarımda hep başıma gelen “düşündüklerimi/hissettiklerimi yazıya dökememe” problemi ile dolu. Şu anda öyle yoğun bir duygu var ki içimde paylaşamadığım… Umarım bir gün gerçekten istediğim şekilde yazı yazabilmeye başlayacağım bu tarz konularda.
Foto : Fatih Turul
canım o platoniği isteme durumu aslında aşk özlemi değil..sadece bazı dönemlerde acı çekmeyi seviyor insan garip bir şekilde..bir de aşık olunacak kız profili olmasın gözünde..sonra bu profile uydurmaya çalışıyorsun tanıdığın her kızı..
aklıma cedric geldi; “8 yaşında ve aşıksanız hayat çok güzel oluyor”