Dünya Kupası Sevmedim Seni

2010 Dünya Kupası benim için resmen bir hayal kırıklığı ile başladı ve öyle de olmaya devam ediyor. Kendimi bildim bileli her zaman Dünya Kupası olduğunda bütün maçları elimden geldiğince izlemeye çalışan biriyimdir ama bu sene resmen maçları izlemekten kaçıyorum. Özetleri falan izleyip geçiyorum.

Gerçek anlamda hatırladığım ilk Dünya Kupası Amerikadaki 94 Dünya Kupasıdır. Brezilya milli takımına olan aşkım da belki o zamandan kalmadır diicem ama ondan öncede sevdiğimi hatırlıyorum. Yaşım gereği 86 ve 90 Dünya Kupalarını da gördüm ama 86 ile alaklı hiçbirşey hatırlamıyorum doğal olarka :) 90 Dünya Kupasını ise hayal meyal hatırlıyorum, ama 94 Dünya Kupasında nerede ise herşeyi birebir hatırlıyorum. O zamandan bu zamana kadar da her zaman Dünya Kupası maçlarını takip ederim ki beni tanıyanlar bilir Şampiyonlar Ligini Dünya Kupasına göre daha güzel bulmama rağmen Şampiyonlar Liginde maçları bu kadar dikkatli seyretmem. Read more

İstanbul

Hayatımsın.. İlklerimi yaşadığım yersin. Seviyorum!

Keşke Yanımda Olsan

Bu tarz yağmurlu günleri sevmiyorum, özellikle de evde tek başınayken! Dışarı çıksan çıkamazsın millet mırın kırın eder, evde oturup birşeyler yapiyim desem o da olmuyor. Bu tarz günlerde hep o bir kişinin özlemini duyuyorum, keşke burada olsa da oturup muhabbet etsem, yemek yesek, birşeyler izlesek, belki sevişsek vs. ama ben tek olmiyim. Hayatımın en kötü dönemlerinde de hep böyle havalar vardı. O meşhur bandırma hikayemin de büyük çoğunluğu yağmurlu günlerde tek başına evde oturmakla geçti.. Sevgilim kilometrelerce uzaktaydı, ben bandırmadaki evimdeydim ve tektim.. Sanırım en çok da bu yüzden yağmurlu havalarda evde tek olmayı sevmiyorum. Aklıma hep o günler geliyor ve sıkılıyorum. (buradaki sıkıntının can sıkıntısı olmadığını daha çok bir boğulma durumu olduğunu söylememe gerek yok sanırım.) Bu gün de İstanbul’da lanet bir yağmur var ve yine aynı duyguları yaşıyorum.. Evde tekim ve boğuluyorum! Aylardır bir sevgilim yok ve bunu bugün kadar hiç dert etmiyordum ama bu yağmur ve bu evdeki tek başınalık, yanlızlığımı yüzüme çok sert bir tokat gibi çarptı. Çok birşey değil, yağmurlu günlerde yanımda olucak birisini istiyorum! Ama şu anda benim yanımda olması gereken kız nerde ve ne yapıyor bilmiyorum.. Sanırım şu an için tek alternatifim tek başına da olsam dışarı çıkmak, yürümek. (hava zaten soğuk da değil yürümek güzel olabilir evet)

Küçük Aptal’ın Çifte Doğum Günü Kutlu Olsun!

3 Haziran yani bugun PuCCa‘nın doğum günü, ama bu doğum gününü diğerlerinden ayıran çok önemli bir özelliği var o da PuCCa’nın bugün kitabı da çıkıyor. İnternet üzerinden ön satışı yapılan kitapların bazıları hatta bugün alıcılara ulaşmış. Ben özellikle internetten almadım gidip kitapevinden alıcam  :)Kitap ile alakalı biraz daha bilgi vermek gerekirse kitap Okuyan Us Yayıncılık tarafından (Cem Mumcu), Dizüstü Edebiyat adında yeni bir seri olarak çıkıyor ve PuCCa dan sonra da Sami Hazinses ve Her Boku Bilen Adam‘ın da kitapları çıkacakmış.

Bu kitap PuCCa’nın deyimi ile onun en büyük hayallerinden biri (evlenmek dışında :P) ve hayaline kavuşuyor.. hatta kendi blogunda da bu kitabın hikayesini çok güzel bir şekilde anlatmış (tabii ki kendi üslubu ile). Ben normalde PuCCa’yı ve blogunu tanımazdım friendfeed’e üye olmadan önce. Üye olduktan sonra da arada sırada okudum, ama ben PuCCa ‘nın blogda yazdıklarından çok friendfeed de yazdıkları ile onu sevdim ve takip etmeye başladım, çünkü oradaki konuşma tarzı ve verdiği cevaplar benim daha çok ilgimi çekti. Belki de ff üzerinde tanışmayı en çok istediğim 3-5 kişiden biriydi kendisi ve geçenlerde tesadüfen tanıştık, tanıştıktan sonra da ilk fark ettiğim şey yazılarındaki kadar içten ve gerçek anlamda akıllı bir kız PuCCa (bu konuda hayal kırıklığına uğramadığım için de mutluyum). Her neyse kitabın çıkacağını ilk duyduğumda belki PuCCa kadar değil ama ben de çok sevindim ve heyecanlandım. Bir kere çok fazla kişinin sırf anonim (gerçi anonim diyoruz da kızın adı ve tipi dışında nerdeyse her şeyini blog sayesinde biliyoruz. kendi adı soyadı ile ortada olan kişiler hakkında bildiğimizin kat ve kat fazlasını biliyoruz) olduğu için saldırdığı birinin kitabının çıkması çok hoşuma gitti, öte yandan çok iyi bir blog yazarı ve sosyal medya kullanıcısı olması da ayrı güzel tarafları bu olayın.. Umarım bu kitap istenilenden de çok fazla ilgi görür de PuCCa ikinci bir kitap yazmak zorunda kalır! :) ve umarım ilerde birgün bir gazetede vs görebiliriz köşe yazarı olarak. (bence ayşe armanın yerine geçer :P)

Sabah olsun da gidip aliyim kitabımı!

PuCCa senin de çifte doğum günün kutlu olsun! :) nice mutluı senelere..

Alevli Günler

Geçen gün Alevli Günler isimli tiyatro oyununa gittim Marjinal’in davetlisi olarak. O gün oyundan önemli olan aslında Türk Eğitim Derneği’nin 10.000 Genç Meşale Daha Aydınlık Türkiye kampanyasına verilen destekti. O yüzden çok önemli bir gündü. Böyle bir günde çağırılmak da tabii ki çok hoştu. Oyuna gelicek olursam oyun gerçekten çok güzeldi.. Oyun içinde 1-2 yerde ufak takılmalar hissettim ama öyle güzel çevirdiler ki çoğu kişi fark etmemiştir bile diye düşünüyorum.  Çok güldüm, kahkahalar attım hatta oyunu izlerken, bazen de duygulandım ama oyunu izlemeyenlere kesinlikle tavsiye ediyorum gidin izleyin.. Oyun dışında törenle alakalı da ufak birşey söylicem tören düşündüğümden daha iyi geçti ben açıkcası çok uzun konuşup bizleri sıkacak insanlar sahneye gelicek sanıyordum ama tam tersi hiç kimse uzun konuşmadı ve sıkmadı. Bu da güzeldi.. (ama sunucunun performansı bence çok kötü idi) Read more

Neler oluyor hayatta?

Son dönemde hayatım o kadar sıkıcı ki ben bile buna anlam veremiyorum. Halbuki son 10 gündür paso bir eğlence halindeyim geçen hafta Ajanscanak sapancaya gittik mesela, mükemmel bişr 3 gün geçirdim ama orada kaldı. İstanbula döndüğüm anda herşey tepetaklak oluyor herşeyden bıkmış durumdayım.. Gece uyuyamıyor, sabah kalkamıyor, okula gitmek istemiyor hatta ve hatta son dönemde olmama rağmen okulu bırakmak istiyorum. O derece bunalmış haldeyim herşeyden ama bu bunalımın yanında da çok eğlenceli de bir gece hayatı yaşamaya başladım (normalde çok çıkmam geceleri). Bu yazıyı da son 3 günde yaşadıklarımı anlatmak için yazıyorum. Read more

Eyvah eyvah irem ile 12 saat

eyvah-eyvahAslında herşey BKM’nin gönderdiği davetiye ile başladı. Dün akşam 21.00′de BKM’de Eyvah Eyvah filminin blogger gösterimine davetliydim. Bu davete katılmak benim için çok büyük önem taşıyordu çünkü BKM salonunda bir sinema filmi izlemeyi her zaman çok istemiştim… Onun dışında bu filmi çok merak ediyordum. Bana davetiye gelince İrem’e de söyledim (her zamanki gibi!:) ) ona da davetiye gelmiş Friendfeed’den. Herşey çok iyi ve güzel bir şekilde ilerliyordu. Ve dün akşam! Saat 18 gibi kaçta buluşalım da kaç gibi gidelim diye konuşurken 19.50de taxim burger’ın önünde buluşup bambi de ufak birşey yedik ve sonra Beşiktaşa indik ( o sırada benim eski çalıştığım yere de bir uğradık) BKM’ye geldiğimizde davetiyelerin 2şer kişilik olduğunu öğrendiğimizde ikimiz de aynı anda “e bilseydik 2 kişiyi daha çağırırdık!” moduna girdik. Neyse tanıdıklarla selamlaşma faslından sonra salona girdik. Film daha başlar başlamaz gülme krizine soktu, ilk yarısı muhteşem olan filmin yarısında arkadaşlarla muhabbet ettik ve 2.yarı başladı! Filmin 2. yarısı belki de ilk yarısından çok çok daha komikti. Sonuç olarak resmen filmden çıktığımızda çene kaslarımız ağrıyordu gülmekten! Benim için Türk sinema tarihinin gelmiş geçmiş en komik filmlerinden birisidir bu film.. Zaten hem Ata Demirer hem de Demet Akbağ oynadıkları rollerde  daha film başlamadan herkes tarafından 2si de kendilerinin oynayabiliceği en iyi rolü oynuyor dedirtmişlerdi ama bu kadar muhteşem bir film olmasını beklemiyordum! Kesinlikle bir kez daha gidicem! (Gel bin! Nereye? Bana! Allah belanı versin be ya!) Read more

Rakı Denince..

besiktas-rakiNe Yedim kategorisini kapatmadan önce bana sosyal paylaşım sitelerinden ve msn/gtalk gibi yerlerden en çok gelen sorulardan biriydi “Sizin ailede rakı-balık hastalığı mı var” sorusu. Hastalık olmadığını dedelerden kalma bir alışkanlık olduğunu anlatamıyordum. Benim baba tarafıda, anne tarafıda dedeler rakıcıymış, eh bize de biraz geçmiş işte.. Hem rakı değil mi herkesi konuşturan masaları şenlendiren içki… Arkadaşlarla da bir yemek tertip edelim birşeyler yiyip içelim dendiği zaman da ondan her zaman rakı balık! yapalım derim. Asıl amaç balık kısmı değil rakı kısmı olduğu için de balık sevmeyen arkadaşların da olabiliceğini düşünüp sahil taraflarında bir balık lokantasına değil de genelde nevizadeye veya çiçek pasajına gideriz. Gün gelir o sofrada Türk Futbolunu kurtarırız (genelde Beşiktaştır konu evet!) gün gelir siyasete dalarız… Rakı masası güzeldir! Hele bir de bizim mezelerden varsa… ohh… Read more

Kapalıyı Dinliyorum

KAPALIYI DİNLİYORUM

İstanbul’u dinliyorum, kulaklarım Kapalı’da
Önce Alen bir es veriyor
Hızlı hızlı sallanıyor
Yumruklar, havalarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Taraftarın bazen duran kalp atışları
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim Kapalı’da

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim Kapalı’da
Kartallar geçiyor, derken
Yükseklerden, tek bir çığlık.
Halaylar çekiliyor kapalıda
Bir Kartal’ın topa değiyor ayakları
İstanbul’u dinliyorum, kulaklarım Kapalı’da Read more

Play Station 3 Kırıldı mı ?

Play-Station-3Birkaç gündür internet alemini ve oyun oynamayı seven insanları sevindiren bir haber var ortalıkta. O da iPhone’u kıran GeoHot (George Hotz) isimli kişinin Play Station 3ü kırdığı haberi. Konu ile ilgili güncel bütün bilgileri gün gün http://geohotps3.blogspot.com/ adlı blogdan takip edebilirsiniz…

Olayın başlangıcı anladığımız kadarı ile iPhone Mod Brasil’den George Kharrat isimli şahısın GeoHot’a PS3 vermesi ve al bakalım bunu kırabilecek misin ? 1.5 yıl süren var demesi ile başlıyor ve kahramanımız(!) GeoHot 5 hafta içerisinde kırdığını açıklıyor (altında da gecikme için özür dilerim notu ile birlikte). Ama blogu okuduğumuz zaman işin böyle olmadığını anlıyoruz. Read more

Return top